18 -
11 -
2008 bu yazı 476 kez okunmuştur.
Kamuda çalışan bir öğretmen olarak memleketin ve Bozkır’ın sorunlarına duyarsız bir kişilik olarak yetişmedim. Her zaman bu konularda aktif bir rol aldım. Bazılarının yaptığı gibi savunduğum ve eleştirdiğim meseleleri kapalı kapılar arkasında anlatmak yerine şeffaf ve meşru zeminlerde dile getirdim.
Haksızlıklara, suiistimallere ve yozlaşmaya karışmadığım zaman kendime olan saygımı kaybediyorum. Ancak bazı konularda gelen mesajlar da özellikle eğitim, hükümet uygulamaları ve siyasi konularını es geçtiğim yönünde eleştirileri aldım. Arkadaşların gözünden kaçan bir ayrıntıyı açıklamak istiyorum. Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından bana verilen izninde “eğitim” konusundaki yazılarımın makam tarafından incelendikten sonra yayınlanması dikkat çekilmiştir.
Bu kıstaslara uyarak tam bir yıldır bu gazetede yazı yazıyorum. Yazılarıma yolladığınız olumlu, olumsuzda tüm eleştirilerinizi saygıyla karşılıyorum. Hatta bir yazım için mahkemelik bile oldum. Bunu bile saygıyla karşılıyorum. Fakat bazılarının devlet memuru olmamı bana karşı koz olarak kullanmaya çalışmalarını basitlik geri kafalılık ve fırsatçılık olarak algılıyorum.
Bozkır’daki bir takım art niyetli kişilerin olduğunu, görev yaptığım yıllardan çok iyi biliyorum. Zaman zaman bunlarla hesaplaştım hesaplaşmaya devam da edeceğim. Şu ana kadar gazetede yayınlanan kırk iki adet yazım mevcuttur. Bu yazılarda imla hataları ve devrik cümleler kullansam da kendimi daha güzel yazılar yazabilmek ve hayatın bizden aldıklarının birazda olsa geriye koyabilmek için zorluyorum. Tüm bu kısıtlamalara, rağmen bezen mecaz bazen ima yollu bazen de işaretle de olsa yazmayı sürdüreceğim
Bu hususta sözlerimi Edebiyat Öğretmeni Oktay Tuncer’in bir kısa yorumuyla bağlamak istiyorum: “Bir gün insan virgülü kaybetti; o zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı; cümleleri basitleştirince düşünceleri de basitleşti. Sonra ünlem işaretini kaybetti; alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artik ne bir şeye kızıyor, ne bir şeye seviniyordu. Hiç bir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu. Bir sure sonra soru işaretini kaybetti ve soru sormaz oldu, hiç bir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne evren, ne dünya, ne de kendi apartmanı umurundaydı. Bir kaç sene sonra, iki nokta üst üste işaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti. Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız tırnak işaretleri kalmıştı. Kendine özgü tek düşüncesi yoktu, yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu. Düşünmeyi unuttu ve böylece son noktaya erişti.” •
Web: www.muammertunahan.com
Mail: muammertunahan@hotmail.com
Önemli Açıklama: Geçtiğimiz hafta sitemiz hizmet dışı iken Bozkır Atatürk İlköğretim Okulu’ndan öğrencim ve çiçeği burnunda meslektaşım, Bilgisayar Öğretmeni Soner Taşlı yazımı okuyamayınca ismiyle bir kişisel internet sayfası açarak yazılarımı burada toplayıp bir arşiv oluşturmam için bana büyük bir sürpriz yaptı. Bu son yıllarda aldığım en büyük hediyedir kendisine teşekkür ediyor öğretmenlik mesleğinde başarılar diliyorum. Ayrıca akademik çalışmalara gereken önemi vermesini istiyorum.