12 -
11 -
2008 bu yazı 607 kez okunmuştur.
Geçtiğimiz haftalarda internet sayfamıza olumlu olumsuz birçok yorum aldık. Bunların bazıları Bozkır’ı sadece merkezden ibaretmiş gibi göstermekte, bazıları Bozkır dışında yaşayan hemşerilerimize sanki hariçten gazel okumakla suçlamakta bazıları da kasten başkan adayların propagandasını veya karşı adaylara küçük düşürme gayreti sergilemekteydi.
Bir yorum dikkatimi çekti ki onu sizinle paylaşmak istiyorum. Ankaralı Osman ismiyle İlçe Milli Eğitim müdürümüz Sayın Erdoğan Dinç’in atanması haberine atılmış yorum şöyle:“Selam hayırlı olsun ama; bozkırın köylerinde eğitim yok denecek kadar zayıf siz ne yapabilirsiniz, armutlu Hamzalar gözden ırak gönüldende ırak kalıyor yeterli öğretmen bile verilmiyor verilse de eğitim yok kimse bana kızmasın bana başarılarını göstersinler; beyefendiler görev yerinde bile oturmuyorlar bilmem ne demek istediğimi anladınız mı...gelecek cahil nesil sizlerin eseri olacak övünün emi....”
Sayın Erdoğan Dinç Beyi birkaç defa çeşitli vesilelerle ziyaret etme imkânım olduğu için eğitim ve Bozkır adına enine boyuna konuştuk fikirleri ve tavırlarıyla bende müspet bir etki bırakmıştır. Daha işine yeni başlamış bir amire böyle bir yorumla hitap etmeyi hiçte uygun bulmuyorum. Bende bir eğitimci olarak bu yorumu çok ağır buluyor eğitimi sadece öğretmene yıkan bir anlayışını da takdirinize bırakıyorum. Ben öyle amirlerle çalıştım ki Bozkır’da, adamı “saçlı diye amir yaptılar, icraatları ve fikirlerini yakından tanıyınca ne kadar kel olduğunu görmüştük”
Seviyeli yorum yapan Bozkır Sevdalılarını işin dışında tutuyorum. Gelen yorumların cümle yapısına bakarak 3–4 kişiden ibaret olduğunu düşünüyorum. Taraflı ve seviyesiz yorumlar yüzünden gazete yönetimi seçim süreci bitene kadar siteye yorum almayacağını bildirmiştir. Uygulamanın Bozkır dışında yaşayan Bozkır Sevdalılarını çok üzeceğini düşünüyorum. Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Yunus Yılmaz Bey’den bu kararı bir kez daha gözden geçirip en azından tarafsız yorumların yayınlanmasını istiyorum.
***
Geçtiğimiz hafta internet sayfamızın yayın yapamaması dolayısıyla birçok mesaj aldım. Bir kez daha açıklamakta yarar görüyorum; sayfayı düzenleyen Murat Özel kardeşimize sordum. Aynen size aktarıyorum: Sitemizin yoğun ilgi sonucu band genişliğinin yetmediği, günlük 300–400 ortalama ile sabit modem tarafından ziyaret edilip limitini aştığımız için ay sonuna kadar yayın yapamadık. Tüm hemşerilerimizden özür diliyoruz.
Önümüz kış bundan sonra internet sayfamıza çok daha yoğun bir ilgi olacağını düşünüyor, Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Yunus Yılmaz Bey’den Bozkır Sevdalıları için band genişliğini artırmasını bekliyorum.
***

O Bozkır Sevdalısıydı (Gazeteci Ali Akgül)
Evet, duayen gazeteci Merhum Ali Akgün’den bahsediyorum. O, 1963 yılında Konya'nın Bozkır Çağlayan Kasabası’nda doğmuş, 1981 yılında Konya'da yerel yayınlanan Anadolu'da Bugün Gazetesi'nde başlamıştır. Yeni Meram, Hürriyet Haber Ajansı, Doğan Haber Ajansı, Finansal Forum Gazetesi, Referans Gazetesi ve 7. Gün Dergisi'nde muhabir, foto muhabiri, istihbarat şefi ve haber müdürü ve Memleket Gazetesi'nde köşe yazıları ve benim de köşe yazarlığı yaptığım www.bozkirinsesi.com haber sitesiyle Bozkırlı hemşerilerine hizmet etmiştir. S.Ü. Basın Müşavirliği'nde Uzman Editör olarak görev yaparken elim bir kalp krizi sonucu 12. Kasım 2007 günü vefat etmiştir.
Merhum Ali Akgül benden sürekli Bozkır üzerine araştırmalar ve yazılar yazmamı isterdi. O Konya basınında Bozkır ile ilgili her konuya müdahil olurdu. Çünkü O bir Bozkır Sevdalısıydı. Vefatının birinci yılında rahmetle şükranla anıyorum.
***
İşte Bir Bozkır Sevdalısı Daha…
Sizlere Bozkır ve dayanılmaz hasretini dizelere döken İsviçre Bern’de yaşayan Kayapınarlı işadamımız Sayın Hasan Kanar ağabeyimizin İlçemize mal olmuş değerlerle bezenmiş şiirleriyle sizlere veda ediyorum.
SANLI BOZKIRIM
Çağlayıp ta akar mı ola harman pınarı,
Kestiler mi? yoksa Bozkırdaki, koca çınarı
Yiğitleri merttir birde çoktur hüneri
Tarihin sanla doludur Bozkırım...
Tosuntaşı haydari dağın eteği,
Vursun davul sazlar kurun otağı
Kütük kovan değer balda peteği
Tarihin sanla doludur Bozkırım...
Pekmez tahin belleğimde hatıra
Kitaplar yazılır değil bir kaç satıra
Mevlüt dayı nal çakar mı? Katıra,
Tarihin sanla doludur Bozkırım....
Çat, yukarı Dere gelir Karacahisar Sorkun’u
Benim gönlüm hasret sıla, yorgunu
Yağsa yağmur olmaz dolu vurgunu
Tarihin şanla doludur Bozkırım...
Ali Sandal çalıyor mu kemani?
Şükrü ağanının cümbüşünde unvanı,
Mehmet Yaylalı’nın da olmuş para dini imanı
Havası sert yiğitleri mert Bozkırım…
***
HASRET TRENİ
Yine kıvrılarak yol alıyor hasret tireni
Uğrar mı ola bizim elde yolda yok
Yanıyor yüreğim hasret gurbet ellerde
Ölsem mezarımda bile ağlayanım yok
Kader bizi göç eyledi gurbet ellere,
Bülbül, figan eylese de dikeninden güllere
Açılmış semaya yaradana yalvaran ellere
Bitir hasretimi ver gençliğimi gurbet tireni
Vurdum eğerini salıverdim kır atımı yazıya
Semer vurulur mu? Minnacık yavru kuzuya
Satırlar yeter mi? Tarih roman olmuş yazıya
Götür beni bizim ele dindir hasretimi gurbet tireni
Yollar yamaç idi koyulduk yavaştan düz ovaya
Yasıyorsa, selam, söyle Cavğaraların Ahmet Ağaya
Kısmet olursa gelecek sene gideriz Sarıot’a, yaylaya
Artık yetir beni kavuştur Bozkır’ıma hasret tireni...
muammertunahan@hotmail.com