16 -
09 -
2008 bu yazı 924 kez okunmuştur.
04 Nisan 2008 bir yandan ev alıp aynı zamanda arsa satmaya çalışıyorum. Tam bir curcuna içinde tapu işlerin için uğraşırken, telefonum çaldı. Karşımda tanımadığım bir numaradan:
—Hocam ben Bozkırlı Durali Aktaş, Fen bilgisi Öğretmeniyim numaranı sendikadan verdiler acilen 0 rh + kan lazım verebilir misiniz?
Tapu işlemleri daha hallolmadan Konya Numune Hastanesi’ne gittim telefonda anlaştığımız üzere kan bankasında buluşup tanıştık ve espiri olsun diye ben kan verme ile ilgili formları doldururken kan verme karşılığında bir Bozkır hikâyesi anlatmasını istedim. Adam tuhaf tuhaf bakarak “yahu ne yapacaksın hikâyeyi” diyerek güldü. Bende; “güzel olursa Bozkır Postası Gazetesi’nde yayınlarım” dedim. O da usul usul anlatırken bende kanı verdim. Şimdi bu hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Civar köylerden bir adam günlerce el emeği göz nuruyla yaptığı kaplarını; testi, çanak, çömlek vs eşeğine yüklemiş Karasınır’a (Güneysınır) satmak için yola koyulmuş, tam Zengibar Kalesi civarına vardığında eşeği tökezleyip yere yatmış. Eşek sağa sola çarpınmaya başlamış bir yuvarlansa veya anglasa kapları kırılıp telef olacak, adam başlamış sağa sola bağırmaya;
—Hemşerim gel de şu eşeği bir ayağa kaldıralım!
Ama ne mümkün gelen giden yok çaresiz dağın başında kalmış. Biraz ileride bir adam bağda gölgeye oturmuş keyifle tütün içer, zavallı adam tekrar adama doğru…
—Ey! Müslüman yok mu? Şu eşeği kaldırmama yardım edecek!
O bağıra dursun eşek yüke fazla dayanamaz anglayarak ve bütün kapları kırar, günlerce uğraştığı emeği telef olur, zavallı öfkelenerek köye dönerken tam sigara tüttüren adamın yanına gelir ona söyle seslenir:
—Ulan! Müslüman yok mu yardım edecek diye bağırıyorum duymadın mı sen ne biçim Müslümansın! der
Tütün içen köylü hiç istifiniz bozmadan onun yoldan geçerken selamlamadan geçtiğini hatırlatarak şöyle cevap verir:
—“Hayır, Hemşerim Ben Müslüman değil … köylüyüm!” der
…
Bu hikâyenin anlatmamdaki asıl maksat; Bu günlerin en güncel olayı Çağlayan Belediyesi Meclisinin 04.04.2008 tarihinde aldığı bir kararla Bozkır’a mahalle olma isteğidir.
Evet, şimdi “Ha! Bak Çağlayan Kasabalıktan düştü ya! Çaresiz Bozkır’a sığınmak istiyor “ diyorsunuz, düz mantıkla olaylara bakanlar böyle düşünebilirler, ancak işin aslı şöyle: Kanun koyucu nüfusu 2000 den az kasabaları köye dönüştürürken yeni kasaba olma kıstaslarında da değişiklik yaparak kasaba olmak için gerekli olan nüfus sayısını 2000 den 5000 e çıkarmıştır.
Çıkan bu yasada Anlayabilene ince bir mesaj gizlidir.
Önceki yıllarda seçim kazanma uğruna bu gün kasaba bile olamayacak Ahırlı ve Yalıhüyük gibi birçok kasaba ilçe yapılmadı mı? Ancak ekonomik göstergelere bakılırsa Ahırlı ve Yalıhüyük gibi birçok ilçenin ilçe olarak devam edemeyeceği görülüyor. Ben buradan iddia ediyorum önümüzdeki 4–5 yıl içinde bunlar içinde nüfusu 10.000 den az olan ilçeler için kasaba olması yönünde benzer bir yasa teklifi ile karşılaşacağız.
Şimdi soruyorum:
—Bu kıstaslara Bozkır uymazsa kim sahip çıkar?
—Böyle bir teşebbüste Bozkır ne hale düşer?
—Böyle bir teşebbüste ilk kapısını çalacağımız yer Çağlayan olmayacak mı?
Bu mesele madem ilk oylamada 7 evet 5 hayır oyla Çağlayan Bozkıra mahalle olması yönünde tecelli etmiş bu safhadan sonra yapılacak oylamada olumsuz bir netice alınırsa Kozağaç – Aslantaş yol meselesi gibi içinden çıkılmaz bir hal alacağından korkuyorum.
Gelin yukarıda anlatılan hikayedeki adam gibi davranmayı bırakıp Çağlayanlılığı, Fartlılığı, Kozağaçlılığı, Akçapınarlılığı, Dereliliği ve Sorkunluğu, Harmanpınarlılığı bırakarak hep beraber;
“Hemşerim Ben Bozkırlıyım!” diyelim.
LÜTFEN! BİR TEK BOZKIR KALDI ONA DA SAHİP ÇIKALIM!..
muammertunahan@hotmail.com
AÇIKLAMA: Yukarıda anlatılan hikayedeki köy isimlerini toplumumuzda yanlış anlamalara müsaade etmemek için yazmadım