07 -
09 -
2008 bu yazı 1093 kez okunmuştur.
Yaz tatilimi Bozkır’da araştırmalar yaparak geçirdim. Fakat son günlerde yaşananlar hazırladığım yazıların önüne geçmiştir. Biraz ağır olacak ama Afrika’da çekirge yiyerek hayatını sürdüren ilkel kabilelerin bile yapmaya utanacağı, yayla, yol, sınır, sıpa, çoka, it ve köpek kavgalarının bizim Bozkır ve civarında devam etmesi ayakların baş, başların da ayak olduğunun en büyük göstergesidir.
Toplum olarak aynaya baktığımızda hoşgörüden uzak, komşuyu kıskanan, onun mutsuzluğundan zevk alan, ömrünü dededen kalma kin ve nefretle sürdürenlerin çirkin yüzlülere dur diyecek yok mu?
Bu memlekette hak hukuk yok mu?
Maalesef memleketimizde hak aramak değil de haksızlıktan pay almaya çalışanlar var.
Yerel ve ulusal basına yansıyan haberlerin Bozkır dışında yaşayanlara nasıl bir intiba bıraktığını merak edemiyor musunuz?
Hala düşünmez misiniz niye küçülüyoruz?
Neden tüm kasabalarımız köy oluyor?
Belediyeliği düşmeyen tek yer olan Sarıoğlan’a bakarak biraz düşünürsek yapısı bize bir şeyler anlatıyor.
“UZLAŞMAK”
Evet, bu kasaba Kuzören, Boyalı, Koçaş ve Sarıoğlan Köylerinin uzlaşması sonucu ancak belediye olabildi ama büyüyerek yoluna devam etmektedir. Ya diğerleri?...
Sarıoğlan Kasabası’nı oluşturan anlayışı diğer kasaba ve köylerimi ile kıyaslarsak:
• Kozağaç -Aslantaş Köylerinin yayla yolu kavgası.
• Çağlayan -Dere Kasabası yayla sınırı kavgası.
• Söğüt Hisarlık yayla kavgası.
• Dereiçi Korualan yayla suyu kavgası.
• Acılar- Kınık hikâyeleri.
• Sorkun, Dere ve Sorkun Karacahisar itilafları.
• Hacıyunuslar- Soğucak Köyü yayla meselesi.
• Suğla Gölü kavgalarından bir kitap yazılır. Çağlayan Yalıhüyük, Yalıhüyük – Akkise, Akkise – Karaören arasındaki kavgalar.
Kısacası köy ve kasabalarımızın önderleri komşu köy ve kasabalarla iyi ilişkiler kurup birlikte iş yaparak insanlarımızın geçim şartlarını yükseltmek şöyle dursun bu tür kin ve nefret kaşıyarak şimdiye kadar kendilerine siyasi rant sağlamışlardır. Gerçeğe aykırı nüfus beyan ede ede bu günlere geldik. Fakat yalancının mumu misali son yapılan adrese dayalı nüfus sayımı her şeyi ortaya sermiştir. Bazıları belediye ile birlikte dededen kalma husumetlerinin son bulacağının telaşına düşmüştür.
Bunu söylemek istemiyorum ancak geçen yaz olduğu gibi bu yaz da Bozkır sokakları kazılmış toz toprak içinde bakımsız kimsesiz bir görüntü arz etmektedir. Sıkıntı sadece Bozkır merkezinde olmayıp birçok kasaba belediyesi yasa gereği tüzel kişiliğini kaybettiği için seçimlere katılamayacağından bir kaçı hariç birçok başkan “unu elemiş eleği asmış” halka mihneti kalmamıştır(!)
Ola ki Ana Muhalefet Partimizin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı itiraz sonucu mahkememizin söz konusu belediyelerin tüzel kişiliklerinin devamı yününde karar alırsa, eşine dostuna bile seçim menfaati ayağıyla selam veren veya vermeyen bazılarının halini görmek isterim.
Ya şöyle çevre ilçelere hiç mi bakmazsınız?
Korkum o ki aynı akıbetini Bozkır Belediyesinin de yaşaması, inşallah o durumlara düşmez. “Küçük olsun benim olsun” mantığı ile daha nereye kadar gideceğiz? Bozkır’ı büyütmek için herhangi bir projeleri olmayan kavga ve husumetten beslenenler bu yolla memlekete hizmet edemezsiniz.
Mübarek Ramazan-ı Şerifinizi tebrik eder, kin ve nefret dolu kalplere hoşgörü ve sevgi nakşetmesi dileklerimle…
muammertunahan@hotmail.com