21 -
08 -
2008 bu yazı 2697 kez okunmuştur.
86 Yıl önce 30 ağustos 1922 tarihin seyrini değiştiren mücadele, yani Kurtuluş Savaşı ve onun asil yiğitlerinden bahsediyorum ki onlar daha 8-9 yıl önce Çanakkale, Yemen, Galiçya, Filistin, kafkasya ve dünyanın bir çok yerinde feda etmişlerdi daha göremediği babalarını ağabeylerini ve amcalarını ama belliki yetmiyordu daha vatan için vereceği bir şeyler olmalıydı vardı da.
Bazıları bir çift çarık, bazıları bir kese bulguru, bazıları atını, eşeğini bazıları da son yavrularını alıp koşmuştu cümbül cemaat Mustafa Kemal’in arkasında Dumlupınar Meydanına… Tıpkı Konya Bozkırlı 8 yaşında şehit Ömeroğlu Hüsnü, 11 yaşında şehit Ali Oğlu Süleyman ve Hadim’den 14 yaşında şehit Hüsmenoğlu Alişan, anne ve babaları gibi…
Bu yiğitlere dikkatle bakın!..

Bu mezar taşlarına iyi bakın!.. Bunlar unutulmuş bir neslin tarihe düştüğü “Bozkırın Soylu Destanıdır”.
Yıllardır doğup büyüdüğüm eğitim aldığım hatta ilk öğretmenlik görevine başlama şerefini bulduğum Anadolu’nun bakımsız kimsesiz adeta zavallı bir ilçesi olan Bozkır bu çocuklarını niye unutmuş?..
8 yaşında 11 yaşında bu vatanı kurtarabilmek için gözünü kırpmadan feda etmiş bu minik yiğitler nasıl olurda hiç hatırlanmaz?..
Bundan önce arkadaş sohbetlerinde, askerde, üniversitede vs yaşadığımız her yerde Bozkırlıyım deyince, isyan ve delibaş ile anılmak üzüyordu. Bu mezar taşlarını görenlerin bize (Bozkır’a) yapılan bu haksızlıktan vazgeçmesi gerekmez mi? Yalnız kabahatin çogunun Bozkırlılarda ve Bozkır’ı yönetenlerde olduğu gerçeği işte gözünüzün önünde duruyor.
Soruyorum tüm bozkırlılara; Kaç kişinin bunlardan haberi var?
Bu resimler Bozkır’da hangi kuruluşumuzun panosunda var?
Hangi resmi dairenin duvarında var?
Hangi şirketin takviminde var?
İsimleri hangi belediyenin parkında var?
Bu çocuklar kimlerin akrabası araştıran var mı?
Böyle önemli ve sıra dışı ayrıntılar niye tarih kitaplarında yer almıyor?
Şiirlerinde, ağıtlarında, türkülerinde niye yoktur?
Analarımız kucaklarında yavruları, Sırtlarında ağır top mermileri ile yılmadan cepheden cepheye yürüyerek yol alıp eşlerini, kızlarını, kızanlarını feda ederken, bizler nasıl olur da bu fedakâr ve cefakâr atalarımızı ve minik devleri unuturuz.
8 yaşında şehit Ömeroğlu Hüsnü’yü, 11 yaşında şehit Ali Oğlu Süleyman’ı, 14 yaşında şehit Hüsmenoğlu Alişan’ı ve daha nice ismi duyulmamış şehitleri hatırlatmak ve hatırlatmak hep beraber görevimiz olduğunu düşünüyorum.
Bozkır Kaymakamlığına çıkışta merdiven başında ve merdiveni çıktıktan sonra sol taraftaki duvardaki tabloları çok anlamlı buluyorum. Bozkır Kaymakamımız Sayın Hüseyin ÇELİK’ten o muhteşem tabloların tam karşısındaki boş duvarada bu iki küçük şehidimizim son hatıralarını görmek en büyük arzumdur arz ederim.
Mustafa Kemal Atatürk ün de belirttiği gibi.Bizler tarihimize ne kadar çok sahip çıkar ve hatırlarsak o kadarda daha iyi işler yapmak için kendimizde güç bulacagımızı belirtiyor sözlerime Kurtuluş Şavaşını anlatan en güzel dizelerle son veriyorum.
SOYLU DESTAN
Bir güvercin uçar akça kanatlı
Barıştan savaşa selam götürür
Yollardan yel gibi geçer bir atlı
Afyon'dan Maraş'a selam götürür
Bir On iki Şubat, bir yıldan büyük
Kalmadı çok şükür ne zincir, ne yük
Berit'ten Ilgaz'a bir alageyik
Seker taştan taşa, selam götürür
Bir bulut kabarır iki dağ boyu
Yüklenir yağmuru, karı doluyu
Gezer yayla yayla Anadolu'yu
Bir baştan, bir başa selam götürür
Uyanır Yörüğü, Lazı, Afşarı
Bir eyler zeybeği, horonu, barı
Aydın ovasının ılık rüzgârı
Efeden dadaşa selam götürür
Kırım'da şimşektir çakar bir yıldız
Kars'tan Fergana'ya bakar bir yıldız
Kerkük'ten Tebriz'e akar bir yıldız
Gardaştan gardaşa selam, götürür
Bir şehir.. köy, oba mahalle, çarşı
Çarpışır düzenli orduya karşı
Ve soylu bir destan kurtuluş marşı
Güneş, kurda kuşa selam götürür
Abdurrahim Karakoç