anasayfa | haber arşivi | künye | iletişim
Güncel
Siyaset
Ekonomi
Dünya
Spor
Yaşam
Eğitim
Sağlık
Kültür Sanat
Bilim İnternet
Emlak
Otomobil
Çok Okunanlar

Son Yorumlananlar

Bu Hafta
Untitled Document
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Muammer TUNAHAN
Sevinmeyi Bilmiyoruz!
27 - 06 - 2008 bu yazı 474 kez okunmuştur.

Bu yıl toplum olarak sevincimiz çok uzun sürdü. Önce futbol takımlarımızın büyük der bileri, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nde kazandığı başarılı sonuçlar, Galatasaray’ın Süper lig Şampiyonluğu ve nihayet Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası’nda elde ettiği sıra dışı başarılarla doyasıya sevindik. Ancak çok abartıp ölçüyü kaçırdığımızı düşünüyorum.

Hemen hepsinde sevinmesini bilemedik, maçlar bitiyor eline silahı kapan sokağa çıkıp her yeri savaş alanına çevirdik. Hele hele en son Hırvatistan Maçı sonrası silah seslerinden balkona çıkamadım. Adamlar otomatik silahlar seriye alınmışlar yeri göğü inletiyorlar, iğrenç mi iğrenç. Şöyle ailecek sokağa çıkıp adam gibi bir yürüyüş yapamadık.

Almanya maçı hevesimizi kursağımızda bıraktı. Bazıları yine şarjörleri doldurmuş bekliyordu hatta Semih’in 86 da attığı gol sonrası mahalleden yine otomatik silah sesler yükseldi ancak maçın sonucu olumsuz olunca kesildi. Geriye kalan mermiler yakın zamanda düğünlerde atılır hiç canınızı sıkmayın.

İşte yaz tatili başladı. Bizim Bozkır’da düğünler yaz tatilinde yoğun olarak yapılmakta, buradan sesleniyorum düğünlerimiz yine silahın gölgesinde yapılacak. Geçen yıl yaz tatilinde Bozkır Emniyetinde Polis dostlarımı ziyaret etmiştim. Sohbet esnasında konuşmalarında en muzdarip oldukları konunun düğünlerde aşırı silah atıldığını söylediler.

Normal olmayan bu davranışların eğitm düzeyi ile alakasının olmadığını düşünüyorum. Eğitimi makamı görevi ve toplumdaki konumu ne olursa olsun bu tür eğilimlerde bulunan birçok örnek sayabiliriz. Bu hususta toplum olarak özellikle maçlarda aldığımız sonuçlar da gösterdiğimiz aşırı sevincin sebebi yıllardır bu alanda aldığımız 6:0, 8:0 gibi kötü sonuçların toplum olarak bizleri komplekse ittiği gerçeğidir.

Bu sıra dışı sevinme tarzımı destekleyen en önemli unsurlardan biride; yıllardır kollanan, görmezden gelinen, görülse de idare edilen, bazen küçük cezalarla yetinilen yanlışlar silsilesinin bir sonucudur. Ben bu köşeden yetkililere sesleniyorum bu işinde cılkı çıkıp birkaç insanımızı telef etmeden lütfen gerekli önlemleri alalım. Sorumluluk sahibi kişiler bu konuya eğilmeleri için illa birkaç kişi mi ölmeli? O zaman dövünmek kime fayda sağlayacak?

Bundan sonraki yıllarda yine her alanda başarılı sonuçlar dilerken silahsız ve kansız bir sevinç ve coşku istiyoruz.

muammertunahan@hotmail.com

Bu yazıya toplam (11) yorum eklenmiştir.
usta
17 - 08 - 2008     16 : 17
siz böyle diyorsunuz ama hala atıyorlar memleketin bir sahibimi var ki
Muammer TUNAHAN
19 - 07 - 2008     13 : 03
Yeni çezalarda onlarda var aslında iyi fikir
a
01 - 07 - 2008     23 : 53
hocam ben o kadarda gaddar değilim ama ölenlerin ailelerinin o hali beni gaddar yapıyor içimden geçenleri zaten yazamıyorum tamam af kapsamına alınmasın ama BEŞ yıldızlı oteldede beslenmesinler caydırıcı ceza olması lazım benim önerim bu magandaları maden ocaklarında kuru ekmek yağsız danesiz çorbayla 12 saat durmaksızın Ç A L I Ş T I R A C A N ve canlı yayın la 70 milyona gösterecen saygılar hocam tabi bunları hakedene uygulaycan
Muammer TUNAHAN
01 - 07 - 2008     15 : 41
Aliihsan abi sizde çok ağır cezalandırıyorsunuz bu kadar ağır olmasada adam gibi ceza verilse af kapsamına girmese ozaman bak sen atan olurmu ya bazı düğünlerde iş işten çıkıyor inanılmaz bir durum ama çare? çare? çare? evet ÇERESİZSİNİZ(!)
Aliihsan Çiçek
30 - 06 - 2008     16 : 08
hocam yine konu güzelde birazda kanun çıkaran kanun adamlarına yani hukukçulara atıfta bulun mak lazım magandalara her şey serbes sakat kalana ölene ne halin varsa gör göre bilirsen deniliyor ekrem beyin bakırköy akıl hastanesine sevk adli tıp rapor boş bunlar bunlar diyorum bunlara insan demek yanlış olur bu magandaları taksim meydanına çarmıha g e r e c e n gelen vuracak giden vuracak karşı çıkan insan hakları mahkemesimi ne halt onları ben pek bi ş....... benzetemiyorum hiç haklının yanında olduğunu görmedim ha hukukçularında bunlardan kalır bi yanı yok ya neyse ölenin öldüğüyle kalıyor saygılar
EFECE'ye
30 - 06 - 2008     10 : 33
Efeciğimbazı düğünlerdekadınlar bile atıyor gerisinisen düşün teşekkürederim
Muammer TUNAHAN
30 - 06 - 2008     10 : 32
Ekrem abi Yazıdada belirttiğim gibi geçen yıl polis karakolunda idim polis arkadaşlar silah atanları yakalıyoruz adam elini kolunu sallayarak çıkıyor diyorlar olan bizim çektiğimiz zahmeteoluyor bunun yaptırırmı daha sert olmalı kabilinden serzenişte bulunuyorlar . Yorumun için teşekkür ederim
TUNCER ABİ'ye
30 - 06 - 2008     10 : 30
Abiciğimbu tür olumsuz davranışlar sergileyenlerin pisikolojik yapılarını çok iyi tahliletmişsiniz çokteşekkürederim Muammer TUNAHAN
(*EFECE*)
30 - 06 - 2008     00 : 58
Bundan sonraki yıllarda yine her alanda başarılı sonuçlar dilerken silahsız ve kansız bir sevinç ve coşku istiyoruz inşallah abi inşallah Paylaşım için TEŞEKKÜRLER artık acı çekilmesin bu son olayda çocugun biri yaralandı haberlerde görmüşsünüzdür bir daha balkona çıkmıycam diyor o çocugun günahı ne ??? yaptıgınız nedir yani herşevinç illa silahlamı olacak SİLAHLARIN HER ZAMAN SUSMASI DİLEGİYLE...
ekrem kaya
28 - 06 - 2008     15 : 41
silaha sarılıp insanları tedirğin eden o mahlukları yakalanır yakalanmaz teşhir edip bakırköy atli tıp kurumuna sevkinin yapılıp aklı muazenesinin kontrol edimmesi lazımdır.bütün basın bir olmuş yalvarıyor herkez yalvarıyor yapmayın,etmeyin hala tınan yok o zaman kişide eksik birşeyler vardır kontrol edilmesi lazım gelir.Türküz silahı seviyoruz ama böyle olmaz silah namustur silah ister ruhsatlı olsun ister ruhsatsız olsun kimseye gösterilmez.bilmeyenlere ne yapmak lazım geldiğini söyledim.böyle taraftar olmaz olsun.biz ülkemizi,halkımızı seviyoruz.
TUNCER
28 - 06 - 2008     01 : 41
BASTIRILMIŞ BİR SEVİNME İÇGÜDÜSÜ...Milletçe gürültüyü biraz fazla seviyoruz. Doğrusu ölçülü bir millet olduğumuz ise pek söylenemez çünkü taşıdığımız duyguları dışavuruşumuz; sevinç olsun, keder olsun alışılmamış şekillerde olmaktadır. Kederleniyoruz; sarılacağımız iki seçenek var: Ya şişe yada silah...Seviniyoruz; yine sarılacak iki seçenek: Ya şişe yada silah...Sonra üzüntüler ve pişmanlıklar birbirini kovalıyor. İstatistiklere bakılırsa Türkiyede ruhsatlı-ruhsatsız 7 milyon silah bulunuyor; yani onda birimiz silahlı...Doğru söylemek gerekirse ruhsatsız silah taşımak o kadar da zor değil; zaten çoğu kimse de taşıyor. Diyelim ki ruhsatsız silah ile yakalandınız; cezası 1 ile 3 yıl hapistir ama ilk defa yakalanınca genelde para cezasına çevriliyor ve silaha da el konuluyor. Tabii silah temiz değil de daha önce bir olaya karışmışsa olay değişir. Görülüyor ki çok ta caydırıcı bir yaptırım yok ortada...Ruhsat başvurusunda bulunanların yüzde yetmişi gereksiz yere silah alıyor. Ruhsat uzatanların yüzde 80 i silah aldığına pişman.. Ruhsat için gelenlerin 1/3 ü öfkeli, yarısı gösteriş için , 1/3 ü şüpheci, çoğu da10 yıldır İstanbulda ve Doğu Anadolu yada Karadeniz kökenli.. Hastaneler arasında veritabanı oluşturulmadığından, bir hastaneden rapor alamayan başka bir hastaneden alabilme imkanı bulabiliyor. Yani başvuru sahibi zor bir aşamadan geçmiyor. Bunlar Türkiyenin genel manzarasını gösteren istatistikler..Durum yurtdışında nedir? Tabii ki Türkiye gibi çok kolay değil hatta imkansız; hele ruhsatsız silah taşımayı aklınızdan bile geçirmeyin. Tüm bunlara rağmen dünyanın hiçbir yerinde az da olsa, imkansız diye birşey yoktur tabii..Şimdi bir de olayı psikolojik olarak inceleyelim. Neden? Örneğin Avrupa da bu tür olaylarda silaha sarılmaz ahali de bizde hoş birşey olmasa da bir gereksinim olarak ortaya çıkar? Şimdi köyde olsun, şehirde olsun çevrenizi bir inceleyin. Biz de dahil olmak üzere, çocuklarımız bir toplum baskısı altında büyürler ve büyüdük. Bir “terbiye” yada “tebiyesizlik” olgusu vardır. Sessiz, köşede oturan çocuk terbiyelidir ama afacan ve gürültücü çocuğa da biraz terbiyesi az gözüyle bakılır. Biraz fazlaca sevinme emaresi göstermek ise “hafiflik” olarak adlandırılır. Genelde de “terbiyesizlik yapma, otur” şekline bir tepkiyle karşılaşırlar; karşılaştık ta. Bu tepki ve davranışlar bütünüyle de çocukluktan itibaren pek çok bilinçaltı dışavurumlarımızın bastırılması anlamına gelmektedir. Sevinme duygularımız bastırılıyor...Bir ezilmişlik içine giriyoruz...Bir yetişkin haline gelindiğinde ise eğer o kişinin bastırılan duyguları onarılmamışsa, iyi bir eğitimle kişi kendisini ve özellikle bilinçaltını bu tür davranışlara karşı onarmamış, yenilememiş, yetiştirmemişse aşırı sevinmeyi tetikleyen milli maçlar gibi kollektif yaşanan toplumsal hareketlerde içgüdüsel olarak tüm maruz kaldığı bu baskılara baş kaldırarak işin tadını kaçıracak ve silaha sarılacaktır. Böylelikle bir yerde de topluma kerşı kendisini ispatlama yoluna gidecektir...Aksini düşünürsek; yada birey içine kapanık ama dışarıya tepkisi fazla olmayan ancak içinde fırtınalarla hayatını sürdüren bir kişi olacaktır...Aslında kişin kendisine bir özgüveni varsa ve bu çocukluğundan itibaren ona kazandırılmışsa topluma karşı ispatlanacak herhangi bir şeyi de olmaması gerekir..Çocuklarımızı kendilerine bir özgüven kazandıracak şekilde yetiştirir, toplumsal faaliyetlerine önem verirsek tüm bu olumsuz davranışlardan kurtulacağımıza inanıyorum...
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Site İstatistiği
 

Yazarlar

Sesleniş
Filiz KILINÇEL
PAZAR VE ÇÖP

Eğitim Köşesi
M.Emin KARABACAK
Neden “EVET” Demeliyiz?

EDEBİYAT KÖŞESİ
Harun ŞEKER
DERELİ, ANKARA MÜFTÜSÜ MUSTAFA ÇINAR (1933,_)

Kızıl Elma
Tuna DOĞAN
HALAMA

Memleket Rüzgarları
Muammer TUNAHAN
Kamuoyuna Açıklama

Arada bir
Cemal ÇALIŞKAN
26 ve 30 AĞUTOS ZAFERLERİMİZ

Misafir Gözüyle
Ali ERZİNCAN
Dünya kültür kenti İstanbul

Sibel'in Tarif Köşesi
Sibel ERZİNCAN
SODALI EKMEK

Anket
Aktif Anket Yok


 



www. bozkir postasi.com.tr | Tasarım & Programlama : www.grafikey.com | 2008